01222017Pz
Last updateÇrş, 09 Kas 2016 12pm


Eğitim Kobaylığına Devam mı?

Bu sabah masamdaki gazetelere göz artarken  Vatan Gazetesinin manşetine ilişti gözüm. Sürmanşetten ?Sözlü Sınav Dönemi Bitti? haberi var.
Birden kendimi orta okul sıralarında özellikle de sözlü sınav zamanına gider buldum. Daha çocuğum karşımda korkulu bir öğretmen var. Ayrıca iki kelimeyi bir araya getiremeyen ben, sözlü sınavlar için tahtaya kalkıp öğretmenin soracağı sorulara cevap verebilme telaşı içinde yüzüm kızarır heyecandan elim ayağımın titrediği günlerde buldum kendimi.
Ne söylerim de nasıl ederim de yanlış bir şey söylemeden not ortalamamı bir puan daha yükseltebilirim telaşı için ezik durumumu hatırladım.
Sınıftaki diğer arkadaşım gibi olamıyordum. Kendimi sözlü olarak ifade edemiyordum. Yanlış yaparım korkusuyla daha da telaşlanıp bir çuval inciri berbat ediyordum.

Herkes mi böyleydi?
Sanırım hayır. Ama ben böyleydim.
Peki hata mıydı? Onu da bilemiyorum. Yalnız benim hafızamda hep bir korkaklık, çekingenlik, telaşe bıraktığına göre demek ki iyi bir şey değildi.
Yaşım kırka dayandığı şu zamanlarda geriye dönüp baktığımda hep sistemin kurbanı olmuş zavallılarmışız demekten kendimi alamıyorum.
Gelip geçen hükümetlerin ve o döneme ait bakanların eğitimcilerin ihtiraslarının, iş bilmezliklerinin kurbanı olmuşuz diye düşünüyorum.
Şimdi durum farklı mı? Hayır değil.
Benim okul hayatım bir şekilde bitti. Ama okuyan çocuklarım var. Onlardan takip ediyorum eğitim ve öğretimi. Hala bir belirsizlik, hala bir keşmekeşlik hala kobaysı yöntemler?
Neden istenilen eğitim tekniklerini bilemiyoruz yapamıyoruz yetersiz ve çaresiz kalıyoruz anlamış değilim. Devlet makamında bu iş için maaş alan adamlar ne iş yapıyorlar?
Bundan yirmi beş yıl önce şu anda çalıştığım sektörün eğitimini almış olsaydım nasıl olurdu?
Şu anda doktor, mühendis, avukat, müzik öğretmeni veya diğer hangi branş olursa olsun temelden eğitim alıp mesleklerini kendi kabiliyetlerine göre alabilselerdi şu anda bulundukları noktadan daha iyi bir yerde olmazlar mıydı?
İki kelimeyi bir araya getiremeyen ben, projelerle, gurup çalışmalarıyla kendimi daha iyi ifade edemez miydim?  Bulunduğum noktadan daha iyi bir yerde olamaz mıydım?
Peki hala mı ders alınamıyor?
Şu anda eğitim ve öğretim müfredatında bir takım değişiklikler, iyileştirilmeler tabiri caizse bir sıçrama yapılmaya çalışılıyor. Fakat bu hareketlilik ne derece başarılı olacak ne derece hatasız yapılacak bilemiyorum.
Ben kobaydım şimdi çocuğum mu kobay olacak? Doğrusu içime sindiremiyorum.
Bunu istemiyoruz. Düşünmek bile istemiyoruz.
İşte bir örnek daha;
Yıllardır okullarda yabancı dil olarak İngilizce okutulmakta. Hangi öğrenci liseyi bitirirken İngilizce konuşabiliyor. Kaba bir hesapla tam on yıl İngilizce eğitimi alıyor bu öğrenciler. Sonuç ne? Sıfır. Bir turistle bile konuşabilecek seviyede değil.
Özellikle özel okulların İngilizce kitaplarına ve öğretmenlerine yapılan yatırımın haddi hesabı yok. Bunları oturup bir kez daha düşünmemizde fayda var diye düşünüyorum.
Yoksa kobaylıktan kurtulamayacağız.
Peki dünyanın hiç bir ülkesinde de mi başarılı bir eğitim sistemi yok. Şahsen ben bilmiyorum. Ama bilmesi gerekenler var. Hani bahsetmiştim ya bu işten maaş alan bakan müsteşar kim varsa hepsinin işi eğitim öğretim seviyesini yükseltmek ve dünya üzerinde Türkiye?yi ciddi bir seviyeye getirmek olmalı.
Gitsinler incelesinler Avrupa Eğitim sistemini, Danimarka?ya baksınlar nasıl yapıyorlar bu işi?
Bu Türkiye?nin Türk milletinin hedefi olmalı. A hükümetinin B Bakanın değil.
Ben hala eğitim sisteminden memnun değilim.
Ben hala bu işte çalışanların gönül vererek adanmışlık ruhu içinde çalıştıklarına inanmıyorum.
Bizi inandırmalısınız. İnanmak ve güvenmek istiyoruz.

Necip Celepci

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

FACEBOOK'TA TAKİP EDİN