22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan güvenli internet uygulaması Bazı basın yayın organlarında internet yasaklanıyor noktasına getirildi. Bu fırsatı kaçırmayan bazı partiler seçim arefesinde işi siyasi ranta çevirdi. Ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişim için en önemli araçlardan biri olan internet ile ilgili "Güvenli internet kullanımı" uygulaması sağlıklı bir şekilde tartışılamadı.
Tartışma, TİB in geçen aylarda, yasal olmayan içeriği tespit noktasında rehber olacak kelime veri tabanını, içerik barındıran internet şirketlerİne göndermesiyle başladı. Bu kelime veri tabanının yasaklı liste olarak lanse edilmesi, ösym krizinde olduğu gibi, TİB’in zamanında ve yeterli bilgilendirme yapmaması ya da bazı basın yayın organlarının daha etkili olması yasanın birinci derece etkilediği halk tarafından doğru değerlendirilememesini sağladı. Bununla birlikte seçim öncesi bir kesim durumu siyasi ranta dönüştürmüş oldu. Bir siyasi parti reklamında "nefes" te yasak deniyor. Bu ve benzeri kelimelerin listede yer alma sebebi kurtlar vadisi, nefes ve benzeri filmlerin internetten illegal olarak en çok indirilen ya da aratılan içerikler olması. Bu tür illegal içerik dağıtımı yapan sitelerin kolay tespiti ve uyarılması için bir kılavuz mahiyetinde idi. Son yıllarda kaçak cd, kitap vb atılan büyük adımlar paralelinde internette de bazı düzenlemeler yapılması tedbirler alınması, sanatçıların haklarının korunması gerekirken, olay başka noktalara taşınmış oldu. TİB açık ve net bir şekilde sanatçıların haklarının korunması, aile kurumu ve çocukların korunması yasal bir zorunluluktur deyip şeffaf bir şeşkilde sivil toplum kuruluşlarınıda işin içine katarak sağlıklı bir değerlendirme sonucunda düzenlemeyi yapması gerekirdi.
25 Mayısta Sivil Toplum Kuruluşları ve TİB yetkililerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Taraflar arasında hakaretlere varan tartışmalar yaşandı. Devlet yetkilileri yasayı hazırlarken sivil toplum kuruluşlarını yeteri kadar işin içine katmadılar. Sivil toplum kuruluşları da devleti niyet okuyuculuk ve özgürlükler kısıtlanıyor diye suçladı. Aynı hatayı sivil toplum kuruluşları da yaptı. Organizasyona katılan kişilerin nerede ise tamamı medya ya da bilişim camiasından. Psikolog, aile derneği, eğitimci vb çocuk ve aileyi ilgilendiren hiç bir kurum ya da kuruluşun bu toplantıda olmaması bir eksikliktir. Organizasyona katılan bir bayan yetkili, anne olarak söz alıp değerlendirme yapmış ve düzenlemenin gerekliliğini savunmuştur.
Son günlerde kuzey afrika ve arap yarım adasında yaşanan halk hareketlerinin en büyük etkeninin internet olduğu söylenmektedir. Hakikaten bu halk hareketlerinde en büyük etken internet ise ülkemiz insanı üzerinde olumsuz ve geri dönüşü olmayan büyük hasarlara neden olabilecek kontrolsüz internet kullanımını bir kez daha değerlendirilmelidir. Büyük kitlelere özgürlük ve birey olma yolunu açan çağın bu aracının, ülkemizde geçmiş yıllardaki yaşanmış özgürlüklerin kısıtlanması, insan hakları ihlalleride göz önüne alınarak en iyi şekilde kullanılabilmesi için engeller kaldırılmalı, daha iyi imkanlar sunulmalıdır.
Yasa aleyhinde kampanya yapan kişi yada kuruluşların ön plana çıkardığı en önemli nokta özgürlükler kısıtlanacakmı şüphesi. Devletimizin son 100 yıldaki uygulamaları dikkate alınacak olursa bundada haklılar. Bir kişinin özgürlüklerinin bittiği yerde başka birinin özgürlük sınırının başladığı unutulmamaldır. Hiç kimse sınırsız özgürlüğe sahip değildir. Bu özgürlük sınırları sivil toplum ve yasa koyucular tarafından şeffaf ve uygun bir şekilde belirlenmelidir. Bu yasalar belirlenirken mutlu azınlığın sınırsız yaşam tarzı değil en geniş kitlenin en az mağdur olduğu ölçü benimsenmelidir.
Devlet yetkilileri düzenlemyi yaparken Anayasanın kendilerine veridği "çocukların ve ailenin korunması" maddesini referans alıyor. Düzenleme aleyhinde fikir beyan edenler ise internet kullanımına devletin değil anne ve babaların ya da internet kullanıcısının kendisi karar vermelidir ilkesini savunuyor. Bu nokta bahsedilmeyen yada yada üzerinde yeteri kadar durulmayan hususları belirtmek gerekiyor.
- Demokratik sistemlerde yasalar ve kurallar, seçimlerle iş başına gelmiş parlamentolar ve devlet organları tarafından yapılır. Hiç bir demokratik sistemde yasaları halk doğrudan kendisi belirlemez
- İnternet sosyal ve iş yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Eğitim, Eğlence, ticaret, iletişim, Reklam alanlarının hepsini küresel düzeyde bünyesinde toplayan bir araçtır. Sosyal ve iş yaşamımızda uygulanan kanun ve kuralların internet içinde söz konusu olması gayet normaldir.
- Yasalar evrensel değerler referansında, yerel yaşam kültür ve kuralları dikkate alınarak hazırlanır. İnternetin Sosyal ve iş yaşamımızın bir parçası düşünüldüğünde, kullanımı konusunda da referans evrensel değerler dikkate alınarak hazırlanmalıdır ancak toplumuzun yerel kendi değerleri, yaşam kuralları dikkate alınmadan hazırlanması düşünülemez.
- İnternet kullanımı bilgisayar kullanımı ile doğru orantılıdır. Gelişmiş batı ülkelerinde 80 li yılların başından itibaren evlerde bilgisayar kullanılmaya başlandı. İnternet 90 lı yıllarda evlere girdi. Ebeveynler internet ten önce bilgisayar kullanımı konusunda bilgi ve tecrübeye sahip oldukları için çocuklarına bilgisayar ve internet kullanımı konusunda rehberlik edebilecek konumdaydı. Ülkemizde ise batılı seviyede, ailelerde bilgisayarlaşma 2000 yılların başından itibaren başladı. İş dünyasında bilgisayar kullanabilen kişiler bilgi ve tecrübeye sahip olsa da ülke nüfusunun geneli bilgisayar kullanımı konusunda bilgi ve tecrübeye sahip değil. Özellikle sivil toplum örgütleri bu gerçeği göz ardı etmekteler. Bu durumda bazı bilişim ve basın yetkililerinin bu durumu görmezden gelmesi karşısında Devlet organlarının çocuk ve aileyi koruma kanunları çerçevesi de bir takım tedbirler almaması düşünülemez.
- Kanunlar ve uygulamalar belirlenirken halkın talepleri dikkate alınmalı, şeffaf bir şekilde yapılan çalışmalar her bireyin anlayacağı şekilde paylaşılmalıdır.
- Katılımcı, şeffaf ve bir kesime özgürlük tanırken başkalarının özgürlüklerini kısıtlayacak şekilde olmamalıdır.
- Sanal dolandırıcılık ve suç miktarı, 2010 yılı itibari ile gerçek dünyadaki miktarı yakaladı(1). Suçlularla mücadele için, bireylerin ve kurumların uğradığı zararları en aza indirebilmek için bir takım düzenlemeler yapılmadır.
- İnternet yapısı itibari ile en büyük psikolojik savaş ve toplum mühendisliği aracıdır. Su uyur düşman uyumaz fehvasınca ne milleti paniğe sevkederek ne de görmezden gelerek milletimizin bu tür amaçlara hizmet eden web siteleri, gruplar vs hedef olmaması için gerekli bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışması yapmalıdır. Özellikle bilgi bankası yurt dışında olan ( facebook, twitter vb) erişim ve kontrol imkanı olmayan web siteleri için gerekli bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışması yapılmadır. Buna en büyük örnek kuzey Afrika ve arap ülkelerindeki halk hareketleridir. Bunları Tunus taki bir bir işportacı mühendisin çıkardığı özgürlük hareketi olarak görmek işi çok basite almak olur.
- Yasa aleyhinde fikir beyan eden kişiler bireysel filtre ve güvenlik yazılımlarını savunmaktalar. Her bireyin filtre yada güvenlik yazılımı kullanıp kullanmadığını denetlemek mümkün değildir. BU güvenlik ve filtre yazılımlarında da bir standart söz konusu değildir. Dolayısı ile standardın tam olarak bilinmediği bir sistemin önerilmesi de düşünülemez. Bu sistemi öneren sivil toplum kuruluşları şu şu yazılımlar dünya da kullanılmaktadır, şu seviyede güvenlik sağlamaktadır vb tatmin edici açıklama yapmalıdırlar.
- Bir standart belirlenecekse özellikle belli yaş altındaki çocuk kullanıcılar için beyaz liste ya da, kara liste gibi bir veri tabanı oluşturulmalı, bu sivil toplum kuruluşları tarafından bu kanun ve uygulamaları uygulayan kişilere iletmelidir. Bu listeler yada düzenlemeler evrensel değerler çerçevesinde, çocuklarımızı ve aile yapımızı koruyan, toplumumuzun bir takım hassasiyetlerini dikkate alan düzenlemeler olmalıdır.
- Milletimiz, devletin yanlış uygulamalarından çok çekti. Özgürlükler adına epey bir mesafe aldığımız şu günlerde daha gidilecek çok yol olduğu unutulmamalıdır. Yasayı özgürlükler çerçevesinde eleştiren kesimlerin acaba tavrı dikkate alınmalıdır. Şunu biliyoruz ki devletin bazı gerekçelerle koyduğu uygulamalar yanlış olmasına ve tüm eleştirilere rağmen kaldırılmamaktadır.
- Yasal düzenlemeleri, makul çerçevede olduğu sürece kimse yadırgamayacaktır. Her kes gerekliliğine inanacaktır. TİB, erişimini engellediği siteler için çok şikayet aldığı gerekçesini ya da Anayasanın bazı baddelerini göstermektedir. Ne tür şikayetlerin olduğu hangi siteleri kapsadığı, gerekçe olarak kullanılan kanun maddeleri açıklanmaldır. TİB bu konu hakkında kamuoyunu şeffaf bir şekilde aydınlatmalı, kafalardaki soru işaretlerini gidermelidir. Bu liste anayasanın kendilerine tanıdığı çerçeve dahilinde hazırlanıyorsa bunu da açıkça belirmelidirler.
- Bu tür düzenlemeler sadece ülkemizde yapılmıyor. Her ülke kendi kanunları ve halkının talepleri çerçevesinde düzenlemeler yapıyor. Geçen haftalarda ABD de Telif Haklarını ihlal eden sitelerin erişime kapatılması gündeme geldi. 24 mayıs ta yapılan e-g8 zivesinde Fransa devlet başkanı "internet ile yaratıcılık ve ekonomik büyüme sağlansa bile hükümetlerin dijital dünyayı kanunlarla kontrol altına alması gerektiğini belirtti. Gerçekleşen internet oluşumunun insanların temel hakkı olan özel hayat ve otonomilerini tehdit etmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Sarkozy, tamamen açıklığın er ya da geç bireysel özgürlüğün prensipleri ile çatıştığını söyledi." Avrupada bir çok ülkede internet kullanımı konusunda düzenlemeler yer almakta. Düzenleme sadece ülkemizde yapılıyor gibi lanse edilmemelidir. Örnekleri ortaya koyup mevcut düzenlemenin en iyi şekilde yapılması için yol gösteriledir.
- Düzenlemenin asıl nedeni çocukları ve aile yapısını koruma. Ancak düzenleme tartışılırken anne babalar, gençler, aile ve toplum sağlığı uzmanaları, psikologlar , eğitimciler yeteri kadar işin içine katılmıyor. Değerlendirmeyi yapan kişiler genelde devlet görevlileri, uzman bilişimcilier ya da medya çalışanları. Bu da düzenlemnin ardında ya da düzenlemeye karşı çıkanlar hakkında siyasi rant oluşturma şühpehesi oluşturuyor. Toplumumuzun daha özgür ve güvenli internet kullanmasını isteniyorsa bu tür kurumları ve kişileri işin içine katmalılar. Özgürlükleri savunurken bunlar bizim çocuklarımız mı diyecemiz çocuklar yetişmesine vesile olmayalım. Çocuklarımızın önüne setler örerek potansiyel suçlu gözü ile bakıp özgüvenlerini yok etmeyelim.
- Bu yasada kurumsal internet kullanıcıları hiç düşünülmemiş gibi görünüyor. Kurumsal internet kullanıcıları bu yasanın neresinde yer alacak. Muallak bir konu.
En kötü düzen, düzensizlikten iyidir düşüncesi ile düzenlemeyi destekliyor milletimizin en gelişmiş toplumlar arasında yer alabilmesi için devlet yetkililerinden daha katılımcı, şeffaf ve daha ilerici bir düzenleme bekliyoruz. Düzenleme karşısında eleştiri yapan kesimlerden de sürekli olumsuz eleştiri ve yok edici bir üslup değil, devlet yetkilerinden daha önce, daha etkili, çözüme odaklı, milletimizin milli ve manevi değerlerini koruyucu, çocukları ve aile yapısını koruyucu önlemleri içeren teklifler bekliyoruz.
www.banadersanlat.com




